İneğini satıp havayolu şirketi kurdu! Van’dan çıkıp Japonya’da zirveye ulaştı
Van’da çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşan kalabalık bir ailenin en büyük çocuğu olarak dünyaya gelen Abdullah Arpa’nın hayatı, bugün havacılık ve savunma alanında kurduğu şirketlerle bambaşka bir noktaya ulaştı. İşte Vanlı Abdullah'ın hikayesi....

11 kardeşin en büyüğü olan Abdullah Arpa, çocuk yaşta hayat mücadelesiyle tanıştı. İlkokul 5. sınıfa kadar okuyabildi. Sonrasında Osmaniye’ye, akrabalarının yanına taşındı. Orada hayat mücadelesine çok küçük yaşta başladı. Akrabasının çocuğunun ayakkabı boyası kutusunu, o okuldayken alıp çalıştı; kullanamadığı zamanlarda ise bir çorbacıda temizlik ve bulaşık işleri yaptı. Bu şekilde yaklaşık bir yıl çalıştı. Sonrasında Denizli’de başka akrabalarının yanına gitti. Burada da bir oto galeride temizlik işleri yaptı, aynı zamanda otellerde mermer işleri ve kaba inşaatlarda çalıştı. Bu dönem de yaklaşık bir yıl sürdü. Bunların ardından Abdullah Arpa, turizmle tanıştı. Otellere gelen yabancı turistlere kalacak yer ayarlayarak komisyonla çalışmaya başladı. İngilizce bilmediği için pansiyon sahibi ona İngilizce bir tanıtım yazısı hazırladı. ‘Ben de o yazıyı turistlere göstererek onları ikna ediyor ve çalıştığım pansiyonlara yönlendiriyordum’ diyen Arpa, bu işi de yaklaşık bir yıl boyunca sürdürdü.
İNEĞİNİ SATIP JAPONYA UÇAK BİLETİ ALDI, 12 GÜNÜNÜ PARKLARDA GEÇİRDİ
Ancak onun hayatındaki asıl kırılma noktası, Japonya’ya gitme kararı oldu. Bir dönem Fransa, Almanya, İngiltere ve Hollanda gibi ülkelere çalışmak için gitmeyi düşündü ancak vize alamadı. Japonya’nın Türk vatandaşlarından vize istemediğini öğrendiğinde yönünü oraya çevirdi. Gitmeden önce annesine ve kardeşlerine destek olmak için bir inek alan Arpa, Japonya’ya gitme zamanı geldiğinde, hem biriktirdiği parayı hem de o ineği satarak elde ettiği geliri birleştirip uçak biletini aldı. Cebinde sadece 300 dolarla Japonya’ya doğru yola çıktı. "Cebimde sadece 300 dolar vardı ama içimde büyük bir kararlılık vardı" diyen Arpa’nın bu adımı, ileride çok daha büyük bir hikâyenin başlangıcı oldu.
Japonya’ya vardığında onu bekleyen ilk gerçeklik ise zorluktu. İş bulamayan Arpa, Tokyo’daki Yoyogi Park’ta 12 gün geçirdi. Bu süreçte diğer yabancılarla bağlantı kurarak komisyon usulü işler buldu. İnşaatlarda, yıkım işlerinde, kanalizasyon çalışmalarında görev aldı. "Daha çok belirsizlik vardı" diyen Arpa, “Başarısızlık ihtimali vardı ama bunu en baştan kabul etmiştim. Geri dönmek de her zaman bir seçenekti ama insanı en çok zorlayan şey, neyle karşılaşacağını bilmemek oluyor. Anneme ve kardeşlerime daha iyi bir hayat sunma isteğim çok güçlüydü. Fakat bu isteğin yanında, önümde nasıl bir gelecek olduğu tamamen belirsizdi ve bu beni gerçekten zorladı. İçimde hem umut hem de ciddi bir bilinmezlik vardı. Elbette geri dönememe düşüncesi de bir miktar etkendi” dedi ve ekledi:
“Asıl kararım, geri dönmemek üzerineydi. Ne olursa olsun bulunduğum bu yeni yerde kalıcı olmak ve aileme destek olmak istiyordum. Bu düşünce beni ayakta tuttu, güçlü kalmamı sağladı. Belirsizlik ne kadar zorlayıcı olsa da denememek benim için daha büyük bir riskti. O dönemin kalıcı olmadığını biliyordum. Bu yüzden odağım sürekli 'Nasıl devam ederim?' sorusundaydı. İçinde bulunduğum şartlara takılıp kalmak yerine, her gün küçük de olsa bir çözüm üretmeye çalıştım. Kendime inandım ve azmimi hiç kaybetmedim. O günlerde en önemli şeyin insanın kendi inancı olduğunu fark ettim. İnsan gerçekten ister ve inanırsa, gerisini getirme becerisine sahip oluyor. Zor bir dönemdi ama o süreci geçici olarak görmek ve sürekli ileriye odaklanmak beni ayakta tuttu."
‘ANNEM VE KARDEŞLERİM İÇİN ELİMDEN GELENİ YAPMAYA KARAR VERMİŞTİM’
"Uçak biletimi alıp Japonya’ya, havalimanına indiğim o an her şey daha gerçek oldu" diyen Arpa, “Artık geri dönüşün kolay olmadığı, gerçekten devam etmem gereken bir noktadaydım. Annem ve kardeşlerim için elimden geleni yapmaya o anda bir kez daha kesin olarak karar verdim. Bu sorumluluk duygusu beni ayakta tuttu ve geri adım atmamam gerektiğini hissettirdi. Bu tür süreçler gerçekten yıldırıcı olabiliyor. İnsan zaman zaman vazgeçmeyi düşünebiliyor. Ama benim için en önemli şey pes etmemekti. Devam etmenin, ne olursa olsun mücadele etmenin her zaman daha doğru olduğuna inandım” şeklinde konuştu.
Farklı bir kültürde tutunabilmek için en çok hangi alışkanlığını değiştirmek zorunda kaldığını sorduğumuz Arpa, “Yalnızlık zordu. Çünkü dertleşebileceğim, konuşabileceğim, fikirlerimi paylaşabileceğim kimse yoktu. Her şeyi kendi başıma yapmak zorundaydım. Farklı bir ülke, farklı bir dil, farklı bir kültür ve farklı insanlar arasında tek başıma kalmıştım. Dolayısıyla başarıya giden yolda belirsizlik kadar yalnızlık da çok ağır geldi. Yalnızlık, o sürecin en zorlayıcı ve öğretici tarafıydı” bilgisini paylaştı.
‘İNŞAATLARDA, YIKIM, KABA İNŞAAT, KANALİZASYON GİBİ İŞLERDE ÇALIŞTIM’
"Japonya’ya geldiğimde 18 yaşındaydım, hâlâ çok genç, daha çocuk sayılırdım" diyen Arpa, “Bu nedenle Türkiye’de öğrendiğim her şeyi geride bırakıp adeta sıfırdan başlamam, yeniden doğmam gerekti. Dil, kültür, insanlar, kurallar, her şey farklıydı. Erken yaşta gelmenin bir avantajıyla, henüz tam oturmamış bazı alışkanlıklarımı, fark etmeden değiştirdim diyebilirim. Bu bilinçsiz değişim, buraya uyum sağlamamı bir nebze kolaylaştırdı ve yeni çevreme adapte olmamı hızlandırdı. Tabii ki, en bilinçli ve doğru kararlardan biri, o genç yaşımda cebimde sadece 300 dolar varken uçak biletini alıp dünyanın bir ucundaki Japonya’ya gelmekti. Bu adım, hayatımı tamamen değiştirecek bir riskti ama aynı zamanda en büyük fırsatı da beraberinde getirdi. O yaşta cesaretle bilinmezliğe adım atmam, bana hem özgüven hem de kararlılık kazandırdı. Ayrıca, her şeyi sıfırdan öğrenmeye ve hayatta kendi yolumu çizmeye karar vermem de bilinçli bir tercihti. Dil, kültür ve iş hayatındaki eksiklerimi hızla kapatmamı sağladı. Bu kararlar, ilerleyen yıllarda hem iş hem de kişisel hayatımda sağlam bir temel oluşturdu” ifadelerine yer verdi.
Japonya’ya ilk geldiğinde iş bulmanın oldukça zor olduğuna dikkat çeken Arpa, “O zamanlar Yoyogi Park’a iş arayan birçok yabancı gelirdi. Ben de orada kaldığım o 12 gün boyunca, komisyoncu olarak diğer yabancılardan işler bulup onlara katıldım ve böylece ilk iş deneyimlerimi kazandım. Çalıştığım işler genellikle inşaat alanındaydı, yıkım, kaba inşaat, kanalizasyon gibi işler yaptım. Vize sürem dolduğu zaman ise Türkiye’ye gidip giriş-çıkış yaparak vizemi yeniledim ve çalışmaya devam ettim. Bu süreçler gerçekten zorluydu ama aynı zamanda bana sabrı, esnekliği ve adapte olmayı öğretti. Zamanla yeni ülkeye ve iş hayatına yavaş yavaş uyum sağlamaya başladım” dedi.
‘SEYYAR KEBAPÇILIKTAN KAZANDIĞIM PARAYLA BİRKAÇ RESTORAN ALDIM’
İnşaatlardan sonra seyyar kebapçılık yapmaya başladığını söyleyen Arpa, “Seyyar kebapçılıktan kazandığımız parayla, birkaç restoran aldım. Öyle sıfırdan yerler değil. Araştırdığım bazı restoranlar vardı. Ciroları düşüktü ve satmak istiyorlardı. Bu restoranı alıp biraz değiştirip cirolarını güzelleştirdim, menülerini değiştirdim. Müşteriler çoğaldı, cirolar güzelleşti, aynı şekilde benzer birkaç yer daha aldım. Sıfırdan restoran değil de bitmiş olan restoranları alıp menülerini değiştirdim, cirolarını toparlayıp tekrar güçlendirdim” şeklinde konuştu ve ekledi:
“Restoranlarımı satıp pilotluk eğitimine yöneldiğimde çevrem, bu kararımı ‘çılgınlık’ olarak değerlendirildi. İnsanlar, kurduğum düzeni bozup yeni bir maceraya atılmanın gereksiz olduğunu söylediler. Ancak bu benim için bu bir tutku ve çocukluk hayalimdi. Uçmayı öğrenmek ve havacılık dünyasında kendi yolumu çizmek, paranın veya güvenli bir düzenin ötesinde benim için çok önemliydi. Bu yüzden eleştirilere rağmen kararlılıkla hayalimin peşinden gittim.”
‘KENDİ ŞİRKETİMİ KURDUĞUM AN GÖZÜMÜN ÖNÜNE ÇOCUKLUĞUM GELDİ’
"İlk kez pilot koltuğuna oturduğumda aklımdan geçen ilk şey, bunun uzun bir sürecin sonucu olduğuydu" diyen Arpa, “Gerçekten çok güçlü bir duyguydu; kelimelerle anlatmak biraz zor. O anda, uzun süredir uğraştığım şeyi başarmış olduğumu, zorlu süreci tamamladığımı hissettim. Tabii ki bu bir son değildi; aksine, yeni bir başlangıcın ilk adımıydı. Daha çok odaklanmam gerektiğini hissettim ve bundan sonraki yol için motivasyonumu pekiştirdim. Burada cesaret belirleyici bir yol oynuyor. Para elbette önemli ama başlangıç için tek başına yeterli değil. Cesaret olmadan hiçbir şey yapılamaz. Para elbet bulunur; önemli olan insanın içindeki cesaret, azim ve başarma isteğidir. Cesaret sayesinde yeni işlere kalkışabiliriz, zorluklarla başa çıkabiliriz ve devam edebiliriz. Bu iç motivasyon, başarıya giden yolda paradan çok daha kritik bir rol oynar” bilgisini paylaştı.
Kendi şirketini kurduğu an, gözünün önüne hemen çocukluk döneminin geldiğini dile getiren Arpa, “Van’da, çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşan ailemin yanında geçirdiğim zor yıllar, ailem için; özellikle annem ve kardeşlerim için sorumluluk hissettiğim anlar, hayatta kalma mücadelesi ve küçücük yaşta çalışmak zorunda oluşum. O dönem hissettiğim inanç ve azim, o anı yeniden canlandırdı. Dil bilmeden, kültürü ve insanları tamamen farklı bir ülkede hayatta kalma mücadelesi... Japonya’ya geldiğim o ilk günlerde parkta kaldığım 12 gün, iş ararken yaşadığım zorluklar.. Tüm bu anılar, kendi şirketimi kurduğumda bana ‘başardım’ hissini daha da anlamlı kıldı. Geçmişteki mücadele, azim ve başarma isteğim, bugün sahip olduğum başarıyı gözümde büyüttü” ifadelerine yer verdi.
‘ŞİMDİLERDE HAVACILIK VE SAVUNMA ALANLARINDAKİ 3 ŞİRKETİN KURUCUSUYUM’
"Havacılık gibi yüksek riskli bir sektörde en zor öğrendiğim ders, detaylara dikkat etmenin önemi oldu" diyen Arpa, “Küçük hatalar bile ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Havacılık İngilizcesi, navigasyon, uçak sistemleri ve uçuş mühendisliği gibi konuları öğrenirken, her bilginin ve her uygulamanın eksiksiz olması gerektiğini fark ettim. Havacılıkta hataya yer yok; bu yüzden her şey mükemmel olmalı. Aslında mükemmel olma gerekliliği, aynı zamanda en zorlayıcı süreçti. Her adımı, her prosedürü titizlikle takip etmek, sürekli dikkatli ve sorumlu olmak, hem zihinsel hem de teknik olarak çok büyük bir disiplin gerektiriyor” şeklinde konuştu.
Abdullah Arpa, şimdilerde havacılık ve savunma alanlarında faaliyet gösteren üç şirketin kurucusu. Skyart Japan ile lisanslı pilotlara simülatör eğitimleri veriyor, sekiz farklı havalimanında mağaza işletiyor, kabin memuru eğitimleri düzenliyor ve işletmeler için uçak kabini üretimi yapıyor. Jumbo Airline bünyesinde sıfırdan başlayan pilot adaylarını yetiştiriyor, havacılık İngilizcesi ve kabin eğitimleri veriyor, ayrıca VIP charter hizmetleri sunuyor. Skyart Defense Japan ile Japonya Savunma Bakanlığı onayı doğrultusunda askeri mühimmat ve teçhizat tedariki sağlıyor. Bunun yanında Türkiye’de Savunma Bakanlığı onaylı özel şirketlere bayilik hizmetleri veriyor, savunma sistemlerinin Japonya’da tanıtımı ve uygulama süreçlerinde aktif rol alıyor.
‘SABAHLARI KAMPÜSE DERSE GİRİP, ÖĞLENLERİ UÇUŞ OKULUNA GİDİYORDUM’
"Geriye dönüp baktığımda bugün pilot eğitimi vermek bana büyük bir anlam ve tatmin hissi veriyor" diyen Arpa, “Sürecin farklı aşamalarını bizzat yaşamış olmak, bana hem deneyim hem de perspektif kazandırıyor. Yeni bireylere bu bilgi birikimini aktarmak çok önemli. Zorlu süreçlerden geçmiş biri olarak, yılmayıp devam eden kardeşlerimizi başarıya ulaştırmak en önemli amaçlarımdan biridir. Başarıya aç, azimli kardeşlerimizi hedeflerine ulaştırmak, beni de başarı noktasına getiriyor. Bu yüzden başarı benim için sadece maddi kazanç veya kişisel çıkar değil; insanların içindeki azim, hırs, istek ve iradeyi ortaya koyabilmelerini sağlamak, onları desteklemek ve yol göstermek anlamına geliyor” dedi ve sözlerini şöyle sonlandırdı:
“Bugün hâlâ hayaline ulaşamamış olan birine söylemek istediğim şey, süreci uzun vadeli düşünmek gerektiği. Hızdan çok süreklilik ve istikrar önemli. Yılmadan devam etmek gerekiyor. Bazen süreçler çok zorlu, hatta yıldırıcı olabilir; yelkenleri suya indirmeden, elden bırakmadan, inanarak ve belirlenen hedefe emin adımlarla ilerlemek önemli. Ne olursa olsun, umudunu kaybetmeden ahlaklı, düzgün ve emek vererek bir şeyler yapmak ve yapmaya çalışmak, er ya da geç meyvesini verir. Ben Japonya’da restoran işletmeciliği sırasında Globis University`de aksamlari is cikisi ozel college package alip 1 yıl eğitim gördüm. Daha sonra University of Hawaii'de de aynı şekilde 'college package' alıp 1 yıl da orada eğitim gördüm. Sabahları kampüse derse gidip öğlenleri uçuş okuluna gidiyordum.”
Kaynak: Milliyet.com.tr







