İnşaatlarda Kaybettiğimiz Her Genç, Geleceğimizden Eksilen Bir Umuttur
Son dönemlerde inşaat sektöründe yaşanan iş kazaları yüreğimizi derinden sarsıyor. Çalışmak, ailesine ekmek götürmek, geleceğini kurmak için sabah evinden çıkan gençlerimizin bazılarının akşam yuvalarına dönememesi hepimizi vicdanen düşündürmelidir. Bu

Ömer Tuluz
-Artık durup kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor: Gençlerimiz ölmesin diye bizler ne yapıyoruz? Şehrimize ne katıyoruz?
Bu mesele yalnızca çalışanların değil; işverenlerin, kurumların, yetkililerin ve toplumun ortak sorumluluğudur. Daha sık denetimler yapılmalı, iş güvenliği kuralları tavizsiz uygulanmalı, çalışanlara düzenli eğitimler verilmeli ve koruyucu ekipman kullanımı asla ihmal edilmemelidir. Çünkü bazen alınmayan küçük bir tedbir, geri dönüşü olmayan büyük acılara dönüşebiliyor.
Gençlerimiz hayallerini gerçekleştirmek için çalışıyor; yaşamlarını kaybetmek için değil. İnsan hayatı maliyet hesaplarının, zaman yarışının ve ihmallerin gerisinde kalmamalıdır. Bir baret, bir emniyet kemeri, bir güvenlik ağı bazen bir hayat kurtarır. Ama kaybedilen bir canın telafisi yoktur.
Bugün sessiz kalırsak yarın daha büyük acılarla karşılaşabiliriz. Şehrimizi sadece binalarla değil; güvenle, bilinçle ve insan hayatına verilen değerle büyütmeliyiz. Çünkü güçlü şehirler yalnızca yüksek yapılarla değil, insanına sahip çıkan anlayışla kurulur.
Dualarımız ve temennimiz şudur: Gençlerimiz çalışsın, üretsin, başarılı olsun; ama en önemlisi sağ salim evlerine dönsün. Çünkü gençlerimiz bizim geleceğimizdir.


