Tariria Kültür Sanat ve Gastronomi Merkezinde “Bize Musallat Olan” grup sergisi kapılarını açıyor
Tariria Kültür Sanat ve Gastronomi Merkezi, 10 Ekim – 17 Kasım 2026 tarihleri arasında küratörlüğünü Uğurcan Kaçmaz’ın üstlendiği “Bize Musallat Olan” grup sergisini izleyiciyle buluşturuyor.

Kavramlar, imgeler, inançlar ve idealler dünyayı anlamlandırmanın araçları olarak ortaya çıkarken; zamanla kendi kökenlerinden koparak öznenin algısını, arzusunu ve kendilik deneyimini düzenleyen kuvvetlere dönüşebiliyor. İnsan dünyaya anlam verirken, bir süre sonra kendi ürettiği anlamların içerisinde biçimlenmeye başlıyor. “Bize Musallat Olan” sergisi de bu tersine dönüşün açtığı düşünsel ve estetik alanı araştırıyor.
İnsanın Yaşamını Biçimlendiren Görünmez Kuvvetler
İnsanın, dünyayla karşılaştığı anda kendi bakışının mutlak sahibi olarak ortaya çıkmadığını vurgulayan sergi kurgusu; varlığın daha kendisine bir ad verilmeden önce dilin, simgelerin, ilişkilerin ve arzuların içerisinde açıldığını, öznenin kendisini aşan anlam katmanlarının içinden biçimlendiğini savunuyor. Bu nedenle dünyayla kurduğumuz ilişki yalnızca gördüğümüz ve kavradığımız şeylerden oluşmazken; her bakış çoktan kurulmuş bir bakış düzeninin içerisinden geçiyor, her arzu başka arzuların ve her anlam başka anlamların izini taşıyor.
Sergideki “musallat” kavramı, geçmişten geri dönen bir hayalet fikrinin ötesinde; insanın içerisinde yaşamaya devam eden, davranışlarını, arzularını ve dünyayla kurduğu ilişkiyi biçimlendiren kuvvetleri ifade ediyor. Geçmişten devralınan miraslar, içselleştirilen yasalar, idealler, kimlikler ve toplumsal değerler zaman içerisinde görünmez bir otorite kazanabilirken; dışarıdaki düzen içselleştiğinde insan, kendi üzerinde hüküm kuran yapının taşıyıcısına dönüşebiliyor.
Sanatın Mirası ve Dönüştürücü Gücü
Bu meselenin sanat alanına da uzandığını gösteren sergide, sanatçının kendisinden önce kurulmuş imgelerin, biçimlerin, estetik kabullerin ve sanat tarihinin içerisinden ürettiği ifade ediliyor. Miras, üretimin zeminini oluştururken aynı zamanda bir sınır da kurabilirken; yeni olan kimi zaman geçmişi geride bırakmakla değil, mevcut bir biçimin ya da düşüncenin içerisindeki ilişkiyi dönüştürmekle ortaya çıkıyor.
Serginin küratöryal yaklaşımı da bu anlayış üzerine kuruluyor. 25 sanatçının farklı disiplinlerden gelen yapıtları, önceden belirlenmiş tek bir anlatının parçaları olarak yan yana getirilmiyor. Her yapıt kendi maddesini, üretim koşullarını ve perspektifini koruyarak başka yapıtlarla karşılaşmaya açılıyor. Küratöryal kurgu, yapıtların anlamını kapatmak yerine aralarındaki gerilimleri, yakınlıkları, kopuşları ve beklenmedik ilişkileri görünür kılıyor.
Mekânsal Kurgu ve İzleyicinin Katılımı
Sergide perspektif, tek bir öznenin dünyaya baktığı sabit bir görüş noktası olarak ele alınmıyor. Bakış, dünyanın içerisinde açılan bir imkân olarak düşünülürken; özne bu perspektiflere yerleştiği ölçüde kendi konumunu kuruyor. İzleyici de bu karşılaşmaların dışında duran bir gözlemci olmaktan çıkarak serginin anlam üretim sürecine dahil oluyor.
Mekânsal kurgu da bu düşünsel yaklaşımın devamı olarak ele alınıyor. Raimund Abraham’ın "Unbuilt" düşüncesinden hareketle dokuz bağımsız panel, galeriyi kesin sınırlarla bölmek yerine bakışı kesen, yönlendiren ve yeniden kuran bir mekânsal ilişki oluşturuyor. Böylece sergi mekânı, yapıtların yerleştirildiği nötr bir zemin olmaktan çıkarak hareket, bakış ve anlamın birlikte yeniden üretildiği bir yapıya dönüşüyor. “Bize Musallat Olan”, bizi kuran düşünceler, imgeler ve yapılar ile bunlarla kurduğumuz ilişki arasındaki gerilime odaklanırken; bu gerilimi tek bir sonuca bağlamak yerine farklı perspektiflerin birbirine temas edebileceği açık bir alan kuruyor.
Sergide Yer Alan Sanatçılar
Sergide yapıtları yer alan 25 sanatçı ise şu isimlerden oluşuyor:
Agit Işıklı, Ayşe Durak, Bahar Uygurlu, Büşra Karataş, Elif Araz, Elif Özgül, Elvan Işık, Enes Taş, Esma Sarp, Esmanur Özöner, Evin Kaya, Fatma Nur Ertutar, Fırat Kaya, Figen Akbağ, Gizem Bozkurt, Haydar Lale, İlkan Çoban, Kübra Kaçar, Okan Eltürk, Rojbin Gür, Servet Pişken, Suzan Gülaç, Zeynep Şeker, Şeyma Biner ve Yusuf Han.







