02 Temmuz 2026 - Perşembe

Türkiye’nin Bir Ucundan Diğer Ucuna Uzanan Kardeşlik

İnsan, bilmediği bir şehre giderken yanında bir dost, bir tanıdık ya da en azından bir referans arar. Gideceği yerde “Benim bir yakınım var.” diyebilmek insana güven verir. Benim hikâyem ise böyle başlamadı.

Yazar - Ahmet İpin
Okuma Süresi: 4 dk.
Ahmet İpin

Ahmet İpin

-
Google News

 

 

Türkiye’nin en doğusundan, yaklaşık 1800 kilometrelik bir yolu geride bırakarak Aliağa’ya geldim. Yanımda ne güçlü bir çevre vardı ne de bana yol gösterecek birileri… Çıkarken güvendiğim tek kapı Allah’ın kapısıydı. “Rızkı veren de O’dur, yolu açan da O’dur.” diyerek yola çıktım.

Hayat bazen kartalın yeniden doğuşuna benzer. Yeniden ayağa kalkabilmek için eski tüylerini bırakması, acıya katlanması gerekir. Ben de hayatımın ikinci baharını Aliağa’da kurmaya karar verdim. Yeni bir şehir, yeni bir mücadele ve yeni bir başlangıç…

Bu uzun yolculukta bana verilen en büyük hediye ise iki güzel insanı tanımak oldu.

Biri, memleketimden çok yakınım olan, Aliağa’da yaşadığını dahi bilmediğim yeğenim Sinan Borazan…

Fakat Aliağa’da onu çoğu kişi adıyla değil, “Kral Sinan” diye tanıyor. Bunun nedeni ne makamı ne de maddi gücü… İnsanların gönlünde yer edinmesini sağlayan şey; yiğitliği, mertliği, vefası ve dostluğuna olan sadakatidir. İhtiyaç duyulan her anda elini uzatan, sözüne güvenilen, dostunu yarı yolda bırakmayan karakteriyle çevresinde saygı kazanmış bir insandır.

Diğeri ise Ankara’nın bürokrasisinin tam merkezinde yetişmiş, öğretmen bir anne ve babanın evladı olan Murat Tekin… Hayata bakışı, tevazusu, duruşu ve insan sevgisiyle tanıdıkça değer verdiğim güzel bir dost…

Aslında bu yazının gerçek kahramanları onlar.

Çünkü Murat Tekin Türk, Sinan Borazan Kürt’tür.

Ama onları birbirine bağlayan şey ne kimlikleri ne de doğdukları şehirlerdir. Onları kardeş yapan; karakterleri, vicdanları ve birbirlerine duydukları sonsuz güvendir.

Yıllardır bu ülkeye Türk ile Kürt arasında ayrılık tohumları ekilmeye çalışıldı. Nice acılar yaşandı, nice gözyaşları döküldü. Oysa Aliağa’nın mütevazı sokaklarında sessiz sedasız öyle bir dostluk yaşanıyor ki, bütün önyargıları tek başına yıkmaya yetiyor.

Ben bu iki insanı uzaktan izledim.

Birbirlerine duydukları güveni gördüm.

Saygılarını gördüm.

Vefalarını gördüm.

Ve en önemlisi, birbirleri için hiçbir karşılık beklemeden ayakta durduklarını gördüm.

O an kendi kendime şu soruyu sordum:

“Eğer insanlar birbirlerini gerçekten tanısa, yıllardır Türk ile Kürt’ü birbirine düşman etmeye çalışan bütün senaryoların bir anlamı kalır mı?”

Cevabı onların dostluğunda buldum.

Çünkü gerçek hayat, anlatılanlardan çok daha güçlüdür.

Gerçek kardeşlik, aynı dili konuşmak değil; aynı yüreği taşıyabilmektir.

Murat Tekin ile Sinan Borazan’ın dostluğu bana bir gerçeği yeniden öğretti:

İnsanları kardeş yapan kan bağı değildir.

İnsanları kardeş yapan, zor gününde birbirinin yanında durabilmektir.

Onlar beni de hiç tereddüt etmeden aralarına aldılar. Ben de onları sadece iki dost olarak değil, iki kardeşim olarak gördüm.

Belki de yıllardır aradığım samimiyet, Türkiye’nin diğer ucunda beni bekliyormuş.

Bugün Aliağa’da gördüğüm bu tablo bana yeniden umut verdi.

Çünkü Türkiye’nin gerçek haritası; insanların nüfus cüzdanındaki kimliklerle değil, birbirine uzattığı kardeşlik eliyle çizilir.

Sinan Borazan ile Murat Tekin’in dostluğu, işte bu haritanın yaşayan en güzel örneklerinden biridir.

Ben inanıyorum ki bu ülkeyi ayakta tutacak olan siyaset değil; Sinan ile Murat gibi insanların kurduğu gönül köprüleridir.

Allah bu kardeşliği daim eylesin.

Çünkü bu ülkenin gerçek gücü; Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkes’iyle, Alevi’siyle, Sünni’siyle aynı sofraya oturabilen, aynı ekmeği bölüşebilen ve gerektiğinde birbirinin yükünü omuzlayabilen insanların varlığıdır.

İşte benim 1800 kilometrelik yolculuğumun bana öğrettiği en büyük gerçek budur.

 

 

#
Yorumlar (1)
Sinan BORAZAN.
02.07.2026 09:31
Ahmet abi sende çok değerli bir insansın.. ARAMIZA HOŞ GELDİN..HER HEBİ .
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.