10 Ekim 2026 - Cumartesi

Herkes Konuşuyor, Peki Kim Elini Taşın Altına Koyuyor?

Bir takım Manisa’da maç oynuyor, İzmir’de konaklıyor, memleketinde ise geleceğini bekliyor. Peki, “Vanspor sahipsizdir” diye haykıran bizler, bu takım için ne yapıyoruz?

Yazar - Gölge Kalem
Okuma Süresi: 6 dk.
Gölge Kalem

Gölge Kalem

-
Google News

 

 

Van’ın en çok kullandığı cümlelerden biri var: “Van sahipsizdir, Vanspor sahipsizdir!”

 

Peki, hiç kendimize dönüp sorduk mu: Bu kent gerçekten sahipsizse, biz bu sahipsizliğin neresindeyiz? Vanspor yalnız bırakılmışsa, biz o yalnızlığı gidermek için ne yaptık?

 

Eleştirmek kolay. Sosyal medyada birkaç cümle yazmak, bir maçın ardından öfkelenmek, yöneticileri hedef almak, “Bu takımın sahibi yok mu?” diye sormak kolay. Zor olan ise sorumluluk almak, elini taşın altına koymak ve konuştuğumuz kadar mücadele etmektir.

 

Bugün gelinen noktada biraz durup düşünmemiz gerekiyor.

 

Vanspor, dokuz maçlık süreçte bir galibiyet, üç beraberlik ve beş mağlubiyet aldı. İki puanlık cezanın da eklenmesiyle takım, 20 takımlı ligde 4 puanla 19. sıraya geriledi. Üstelik bu tablo yalnızca sahadaki sonuçlardan ibaret değil. Stadı yıkıldığı için maçlarını Manisa’da oynayan, tesislerinin yapımı devam ettiği için İzmir’deki Altınordu Tesisleri’nde konaklayan bir Vanspor’dan söz ediyoruz.

 

Düşünün…

 

Adı Van’la anılan bir takım, kendi şehrinden uzakta maç oynuyor. Taraftarından, alıştığı atmosferden ve kendi evinin avantajından uzak bir mücadele veriyor. Bir yanda sportif sonuçlar, diğer yanda tesis ve stat sorunları… Bütün bunların ortasında ise koca bir şehir var.

 

Peki, bu şehir nerede?

 

Elbette Vanspor’un yaşadığı her sorunu taraftara, esnafa ya da sıradan vatandaşa yükleyemeyiz. Kulübün yönetiminden yerel yönetimlere, iş dünyasından ilgili kurumlara kadar herkesin kendi sorumluluğu var. Stat ve tesis meselesi de yalnızca birkaç kişinin çabasıyla çözülebilecek meseleler değil. Ancak sorumluluğun paylaşılması gerektiği gerçeğini de görmezden gelemeyiz.

 

İğneyi kendimize, çuvaldızı başkasına batırmanın zamanı gelmedi mi?

 

Her kötü sonuçtan sonra eleştiri yağmuruna tutuyoruz. Takım kazanırken herkesin yüzü gülüyor, kaybederken herkesin söyleyecek bir sözü oluyor. Fakat iş, gerçek bir dayanışmaya, somut bir desteğe ve ortak bir kampanyaya geldiğinde aynı kalabalığı görebiliyor muyuz?

 

İşte asıl mesele burada başlıyor.

 

Bugün Vanspor için bir dayanışma kampanyası başlatılsa, kim gerçekten sorumluluk alacak? İş insanları, esnaf, sivil toplum kuruluşları, taraftar grupları, yerel yöneticiler ve bu kentte söz sahibi olanlar nasıl bir katkı sunacak? Sosyal medyada yüksek sesle konuşanlar, aynı kararlılığı somut bir işin başında da gösterebilecek mi?

 

Yoksa yine herkes birbirine bakıp ilk adımı başkasından mı bekleyecek?

 

Kimseyi peşinen suçlamak, kimsenin Vanspor sevgisini sorgulamak istemiyorum. Ancak bir gerçeği de açıkça söylemek gerekiyor: Bir takımı sevmek, yalnızca formasını giymek ya da galibiyetine sevinmek değildir. Bazen sorumluluk üstlenmek, bazen çözüm üretmek, bazen de kişisel hesapları bir kenara bırakıp ortak bir amaç etrafında buluşmaktır.

 

Vanspor’un bugün ihtiyacı olan şey, birbirine parmak sallayan insanların çoğalması değil; çözüm için yan yana gelebilen insanların artmasıdır.

 

Şimdi söz değil, dayanışma zamanı!

 

Kentini ve Vanspor’u yakından tanıyan, kulübün geçmişini ve şehrin dinamiklerini bilen Feridun Başkanım…

 

Size açık bir çağrım var.

 

Gelin, Vanspor için geniş katılımlı bir dayanışma kampanyasının öncülüğünü yapalım.

 

Bu çağrıyı yalnızca maddi destek toplamak olarak görmeyelim. Önce şehrin bütün paydaşlarını bir araya getirelim. İş dünyasını, esnafı, sivil toplum kuruluşlarını, taraftarları, yerel yöneticileri ve Vanspor’a gönül veren herkesi aynı masada buluşturalım.

 

Şeffaf, denetlenebilir ve somut hedefleri olan bir dayanışma modeli oluşturalım. Kim ne yapabilir, hangi kurum hangi sorumluluğu üstlenebilir, takımın acil ihtiyaçları nelerdir, stat ve tesis süreçlerinde hangi adımlar atılmalıdır; hepsini açıkça konuşalım.

 

Bir kişinin omuzlarına bütün yükü bırakmadan, herkesin gücü ölçüsünde katkı sunduğu bir model geliştirelim. Maddi destek sağlayamayanın da organizasyon, tanıtım, gönüllülük ve dayanışma çalışmalarına katılabileceği bir yol açalım.

 

Çünkü Vanspor yalnızca bir futbol kulübü değildir. Bu şehrin ortak heyecanı, hafızası ve insanlarını aynı renkler etrafında buluşturan değerlerinden biridir.

 

Elbette bir kampanya tek başına bütün sorunları çözmez. Sahadaki başarı için doğru planlama, kulüp yönetiminde sürdürülebilirlik ve kurumsal sorumluluk gerekir. Stat ve tesis sorunlarının çözümü için de ilgili kurumların somut adımlar atması şarttır. Ancak bunların hiçbiri, şehrin dayanışma iradesini ortaya koymasına engel değildir.

 

Bugün yapılması gereken, kimin daha çok konuştuğunu yarıştırmak değil; kimin hangi sorumluluğu üstleneceğini belirlemektir.

 

Vanspor sahipsizdir demek yerine, “Ben Vanspor için ne yapabilirim?” diye sormanın zamanı geldi.

 

Feridun Başkanım, bu çağrıya öncülük etmeye var mısınız?

 

Vanlı iş insanlarını, esnafı, sivil toplum kuruluşlarını, taraftarları ve Vanspor sevdalılarını ortak bir masada buluşturmaya var mısınız?

 

Gelin, eleştirilerimizi saklamadan ama çözümden de vazgeçmeden bu takımın etrafında kenetlenelim.

 

Yarın Vanspor yeniden ayağa kalktığında kimsenin tek başına övünmesine gerek kalmasın. Çünkü o başarıda herkesin alın teri, katkısı ve emeği bulunsun.

 

Ve bir gün yine “Vanspor sahipsizdir” cümlesi kurulacaksa, önce kendimize dönüp bakalım. Belki de asıl soruyu henüz sormadık:

 

Vanspor sahipsiz mi, yoksa biz sahip çıkmak için ilk adımı birbirimizden mi bekliyoruz?

 

 

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları